Çarşamba, Mart 18, 2009

Home is..


Hersey Eliza Doolittle'in Amsterdam'dan gonderdiği kartpostallarla basladi..prag sogugunda karsilastigimiz dilayranın hayata dair gondermeleri, fotograflari takip etti..aysenin dunyasina da girmemle bana gozlerimi kapatip googleladigim kendime dair kelimeler sonucu ulasilan resimlerle yeni nesil bircok dergi kapagina tas cikartir yukarıda gormus oldugunuz entrymi yapmama vesile oldu bu blog maceram..aslen yazmaya baslamamdaki yegane etken hayatıma bilincli veya bilincsiz, mantikli veya mantiksiz, ani veya planlanmis bir kararla kattigim, beni gun boyunca taze tutan, koca koca kahkahalar attiran, icinde yasadigim tek bir dakikayi bile unutmak istemedigim, biyere ait olma hissinden cok suyunu cikarircasina biyeri yasama istegiyle her hucremi dolduran, gun sonunu dort gozle bekleyip aksam tekrar hemen kavusmak icin can attigim huzur yerim, yeni evim..

Garip bir mutluluk, yepyeni bisey bu benim icin..oyle de gelmesi gereken bir donemde geldi ki, sanki aksamlari anahtari cevirmemle birlikte kokusunu duydugumda serum bagliyorlar iki kolumdan birden, icime su serpiliyor, damarlarima kan gidiyor, karnim doyuyor sanki icinde hicbirsey yemesem de..Ama o evi bana hayat serumu yapan bir nedenim var..

Her sabah aynı lavaboda yuzumu yikadigim, ayni tabaktan kasarli tostlar yedigim, darmadagin saclarim, ellerimde salca lekeleri, ayagimda terliklerimle bile kendimi dunyanin en guzel kadini hissettiren, arkamdan atli kovaliyormus gibi yataktan firlayip (buaralar yorgunluktan cok yapamasam da:() taze portakal sulari hazirladigim, cok acele ettigi icin ona oyle demesem de ona yemek pisirmeye ve yerken izlemeye bayildigim, teninde, gozunde, nefesinde herseyi unuttugum, huzur buldugum, beraber karnim agriyincaya kadar guldugum, bukadar cok paralel hareket ettigimize hergun biraz daha fazla sasirdigim, ben oyle istiyorum diye koca koca koltuklarin yerini 3-4 kere degistiren:), camasir makinesinin onunde yumusaticinin nekadar konulmasi gerektigiyle bile ilgili benimle evsel deneyim yaristiran, 2 kisilik 50 m2lik hayatimizda dunyalari paylastigim en yakin dostum, arkadasim, dunyanin en guzel yuregine sahip adam..sevgilim..

Evle ilgili net kararim olusmadigi gunlerde..Eliza bir gun dedi ki; "Home is where the hearth is"..ben de o gun dedim ki..""home is where he is""..bana bu evi verdigin icin, bu kadar mutlu ettigin icin, sende senelerdir aradigim anlami 50 m2 nin icinde bulmami sagladigin icin tesekkur ederim...



Cok duygusal bir baslangic oldu kabul ediyorum..ama yazili bir tesekkur borcluydum, yeri gelmisken hemen ediim dedim:)

Hiç yorum yok: